Zikir Adabı

Bu kadar  izahattan sonra gelelim zikir adabına. Herşeyin bir adabı ve usülü olduğu gibi zikrin de bir adabı ve usulü vardır.Nakşibendi (Kuddise Sirruh) اَطَّرِيقُ كُلُّهُ اَدَبٌ  ”Tarikatımız baştan aşağı edebtir” buyurarak bu inceliğe temas etmişlerdir.Zira adap ve usülüne uygun yapılmayan her şey de olduğu gibi ,zikir de adab ve usulüne uygun yapılmadığı takdirde istenilen  menfeatin elde edilemiyeceği aşikardır.

Bir insan nasıl kendi başına en kolay meslekleri beceremez,bir ustaya,bir yol göstericiye ihtiyaç duyarsa,elbette nafile ibadetlerin en üstünü olan ve sayısız faydalarından bir nebze olsun bahsettiğimiz zikri de erbabından,yani Allah dostlarından,Mürşidi Kamillerden öğrenmelidir.Kur’an-ı Kerim’de Yüce Mevlamız ;

 

فَاسْأَلُواْ أَهْلَ الذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ

“Eğer siz bilmiyorsanız, zikir ehlinden sorun.” (Nahl;43) buyurmaktadır.Bu ayeti celile geniş manaya şumülse de, her konuda olduğu gibi,zikir hususunda da  kendi fikir ve anlayışımızla  değil,büyüklerimizin gösterdiği yol üzere,usul ve adabıyla yapmak gerektiğine işaretler vardır.Büyüklerimizin buyurdukları gibi ;

مَنْ اِتَّصَلَ، اِتَّصَلَ بِرِعَيَةِ الْاَدَبَ ، وَلَمْ يَتَّصِلْ لَمْ يَتَّصِلْ بِتَرْكِ الْاَدَب

”Bu yolda istediğine vasıl olan edeb’e riayet-dikkat ederek istediğine vasıl olmuştur.Bu yolda vasıl olamayan ise ancak edebe riayet etmediği,hürmet etmediği için geri kalmıştır.” buyrulmasının sebebi de budur.Gene bir başka beyitte buyrulduğu gibi ;
Girdim ilim meclisine, ettim ilmi talep, İlim geride kaldı, illa edeb, illa edeb

 

Zikrullah toplu olarak yapılabildiği gibi ferdi olarak da yapılabilir.Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ashab-ı kiramın istidadına (kabiliyetine) göre zikir taliminde bulunurdu.Ümmü Hani ile Efendimiz arasında geçen şu konuşma buna ne güzel örnektir.Ebu Talib’in kızı Ümmü Hani (Radiyallahü anha) Allah Rasulü’ne (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) müracaat ederek ;

”Ya Resulüllah.!!  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ben ihtiyarladım ve zayıfladım.Bana oturduğum yerde yapabiliceğim bir ibadet tavsiye eder misin?” diye sordu.

Rasulüllah Efendimizde  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 100 defa Subhanallah,100 defa Elhamdülillah ve 100 defa La İlahe illallah de” diyerek zikir talimi yaptırmışlardır. (İbn-i Mace,Edeb,56 Ahmed İbn-i Hanbel,Müsned 51 344)

 

Bir müridin zikir dersi almadan evvel şunları yapıyor olması  gerekir.

1.)  Öncelikle zikir dersi almak isteyen bir mürid,namaz,oruç gibi farz ibadetlerini yapıyor olmalıdır.İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruh) ”Namaz gibi Allah’ın farz emirlerini terk edip,nafile ibadetlerle meşgül olanların hali,hakiki mücevher ve incileri bırakıp incik,boncuk ile meşgul olan çocukların haline benzer.” buyurmuşlardır.Hiçbir nafile ibadet, farz ibadetin yerini tutamaz.Sabahlara kadar kılınan binlerce rekat teheccüd namazı iki rekat sabah namazının yerini tutamaz.

Nitekim Hazreti Ömer (Radiyallahü anhü) sabaha kadar zikir ve nafile ibadetlerle uğraşıp sabah namazına kalkamayıp sabah namazına gelemeyen biri hakkında ”Keşke sabaha kadar uyusaydı da sabah namazını bizimle eda etseydi.” buyurmuşlardır.

Bu hususta Üstadımız da çok titizdir.Bu yoldan zikir dersi almak isteyenlere sorduğu ilk soruların  ”Namaz kılıyormusun?” ”diğer ibadetleri yapıyormusun.??” ve ”sigara içiyormusun.??” şeklinde olduğunu defalarca müşahade etmişizdir.Zikir dersi almak isteyen fakat başı açık bir kızımıza da önce başını örtmesi gerektiğini bunun müslüman kadınlara farz olduğunu belirtip bizim için kulaklarımıza da altın küpe olacak şu altın değerindeki sözleri buyurup,tarikat ölçüsünü mükemmel biçimde izah etmişlerdir.”Önce şeriat,sonra tarikat.”

Çünkü tarikat şeriata asla aykırı olamaz.Zira tarikatın temeli şeriattır.Tarikatın amacı şeriatın özüne inmektir.Şeriatı,haramı,helali bilmeden nasıl tarikat yaşanabilir.?? Önce şeriat  bilinecek,sonra tarikat yaşanacaktır.

İmam-ı Rabbani (Kuddise Sirruh) ” tarikat ve zikir’den maksat,tahsili yakin ve suhulettir.” buyurmaktadırlar.Zira bunlar şeriatın güzel yaşanabilmesi için elzem şeylerdir.

SUHULET ; Yani ibabetlerimizi yaparken kolaylıkla,severek yapabilmek demektir.İnsan zikir çekerek öyle hale gelir ki; namaz kılmak,zikir çekmek gibi ibadetler  taş taşımaktan ağır ve zor gelirken,zamanla çok kolay ve zevkli hale gelir,isteyerek ve severek kılmak mümkün hale gelir.

Fıkıh dersinde hocamızın kendi hocasından nakille bize bu hususta anlattığı kıssayı sizlerle paylaşmak isterim.Hocaefendi Bursa’ya annesini ziyarete gittiği sırada abdest almak gayesiyle gömleğinin yenlerini sıvarken annesinden bir bardak su istemiş,annesi suyu getirmesine rağmen vermeyip bekleyince hocaefendi ”Anneciğim suyu vermiycek misin ? deyince,annesi şaşkın şaşkın bakarak ”Ah evladım yoksa suyu abdestsiz mi içeceksin ?” demesi hocaefendinin kafasında şimşekler çakmasına yol açmış,kendi,kendini sorgulayıp şu soruyu sormasına vesile olmuştur.”Bu kadar yıl ilim tahsil ettim,sayısız kitap okudum,hayatımı ilime harcadım,ancak namazımı bile zorlukla kılabiliyorum,oysa şu garip annem namazını zor kılacak ilmine rağmen,abdestsiz yere adım atmaz,bir yudum su bile içmez,geceleri kalkar teheccüt namazını eksik etmez.Ona bu özelliği,şevki,muhabbeti veren nedir,aramızda ki bu farkı oluşturan şey nedir ??  işin temelinin zikirle hasbihal olmak olduğunu fark ederek tasavvufa girdim.” diye beyan etmiştir.

YAKİN       ; Allah’ı (Cellü celelühü) görür gibi ibadet etmektir.Ebu Hureyre’den (Radiyallahü anhü) Buhari’de rivayet edilen Cibril hadisinde bu makam şöyle tarif edilir ;

اَلْاِحْسَانُ اَنْ تَعْبُدَاللَهَ كَاَنَّكَ تَرَاهُ فَاِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَاِنَّهُ يَرَاكَ

Bir gün Efendimizin (Sallallahü ve Sellem) huzuruna benbeyaz,tertemiz kıyafetli ( sonradan Cebrail (Aleyhisselam) olduğunu öğrendikleri ) birisi gelerek bazı sorular sormuştu.Bu sorulardan biri de şuydu ;
—  İhsan nedir ?

—- İhsan ; (Yani yakın makamı) Allah’ı sanki görüyormuşun gibi ibadet etmendir.eğer sen Allah’ı görmüyorsan da onun seni gördüğünü düşünmendir.” buyurmuştur Efendimiz (Salalahü ve Sellem)

Bu hadisten anlaşılılyor ki; ”Yakin” makamı , yaptığımız ibadetleri ihlasla,huşuyla,hakkıyla,kime ibadet ettiğimizi,kulluk ettiğimizi idrak ederek ibadet  etmektir.İşte zikrullah insana bu tertemiz ve güzel hasletleri kazandırıp,şeriatı en güzel biçimde yaşamasına sebep olur.

 

Aşık Yunus’un (Kuddise Sirruh) dediği gibi ; ”Şeriat,tarikat yoldur varana, hakikat marifet ondan içerü.”

Maliki mezhebinin imamı,önderi İmam-ı Malik (Kuddise Sirruh) şöyle buyuruyor ;

مَنْ تَصَوَّفَ بِغَيْرِ فِقْهٍ فَقَدْ تَزَنْدَقَ،وَمَنْ تَفَقَّهَ بِغَيْرِ تَقِىٍّ فَقَدْ تَفَسَّقَ،

وَمَنْ تَجَمَّعَ بَيْنَهُمَا فَقَدْ تَحَقَّقَ

”Her kim fıkıh ilmi olmadan (yani en az namazını,ibadetlerini bilecek kadar ilmihali bilgileri) tasavvufa girerse zındık olur,her kim takva olmadan (zikirle,murakabeyle,tefekkürle meşgul olmadan ihlas ve ihsan makamına erişmeden) fakih olursa fasık (Haram işleyene, günah işlediği bilinene, açıktan günah işleyene fasık denir.) olur.Her ikisini de bir araya topluyabilen,(yani hem tasavvufu ve hem ilmi bir araya toplayabilen) hakikate erer.”buyurmuşlardır.

Ancak büyük mezhep imamlarımız dahi Evliyalara hürmet ve tazim eder,sohbetlerine can atarlardı. İmam-ı Ağzam (Kuddise Sirruh) İbrahim.b.Ethem’e (Kuddise Sirruh) hürmet ve tazim eder,sohbetini dinler,sebebini soranlara ”O daimi surette Allah ile meşgul,biz ise işin kaliyle (Sözüyle,edabiyatıyla)” diyerek izah ederdi.

İmam-ı Şafi’de Şeyban-i Rai’ye hürmet eder ”Siz ondan daha fazla ayet,hadis biliyorsunuz,büyük alim ve mezheb imamısınız hal böyleyken onun meclisine gidip onu dinlemeniz yakışıyor mu?!! ” diyenlere cevaben ” Haklısınız ondan daha fazla ayet ve hadis biliyorum,ancak o Allah’ı bizden daha iyi biliyor” derdi

Bununla birlikte ilim ehli olupta,üç-beş bin kişiye sohbet ettiği halde namaz kılmayan,ehli sünnet itikadına ters düşen şeyleri söylemekten çekinmeyen ilim ehli insanlarıda görüp,duyunca İmam Malik hazretlerinin bu sözlerinde ne kadar isabetli olduğunu görüyor ve müşahade ediyoruz.

 

2.)  Tüm günahlarına pişman olup tevbe etmelidir.Zira tarikat dersi almaya ”İnabe” denir.İnabe tevbe etmek,dönmek gibi manalara gelir.Bilerek veya bilmeyerek,kasten veya unutarak işlemiş olduğu her türlü günaha tevbe edecek, varsa üzerinde kaza namazları,oruç borcu veya kul hakkı varsa onlara ödemeye başlamalıdır.Zira tevbenin şartı günahlara pişman olup,geçmişte yaptığı hataları telafi etmeye çalışmaktır.Bundan dolayı yavaş,yavaş bu borçlarını ödeme gayretine girmeye çalışmalıdır.

 

3.) Zikir dersi almak isteyen mürid namaz kılıp farz ibadetlerini yaptığı gibi, sigara da içmemeli veya içiyorsa bir daha içmemek üzere tevbe ederek bırakmalı ondan sonra zikir dersi almalıdır.Ders alan bir mürid tekrar sigaraya başlamışsa sigarayı bırakana kadar zikir dersine ara vermelidir.Yeri gelmişken bu hususla ilgili birkaç hadis zikredelim;

مَنْ اَكَلَ ثُومًا اَوْ بَصَلاً فَلْيَعْتَزِلْ مَسْجِدَنَا ‘ Peygamber Efendimiz (Sallallahü Teala Aleyhi ve Sellem ”Her kim soğan ve sarımsak yerse kokusu gidene kadar mescidimize yaklaşmasın,uzak dursun.” buyurmuşlardır.”

Gene kendilerine bir çanak getirilip içinden sarımsak kokusu alınca ;

كُلْ فَاِنِّ اَنَاجِى مَنْ لاَ تُنَاجِى   ‘   ”Sen  ye.! zira ben senin görüşmediklerinle (Cebrail (a.s) ve meleklerle) görüşüyorum” diyerek,insanları rahatsız eden kokulardan meleklerin de rahatsız olduğunu beyan etmişlerdir.Soğan,sarımsak gibi yemesi helal ve vucuda faydalı olduğu bilinen  yiyecekler için bile yediğimiz zaman mü’minler rahatsız olmasın diye koku geçene kadar camiye yaklaşmasın buyurmuşlardır.Hal böyle iken vucuda verdiği kalıcı rahatsızlıklar tıbben kanıtlanmış ve bazı alimler tarafından içilmesi haram,bazıları alimlerce tahrimen mekruh olduğu belirtilen sigara verdiği ağır kokunun yanında,sigaraya verdiği paralarla içki ve sigara üretilmesine katkıda bulunarak günaha ortak olan kardeşlerimiz bu mesele üzerine çok iyi tefekkür etmelidirler.

 

Sigara bahsinde  Efendi Hazretlerinden dinlediğim şu kıssayı anlatmak istiyorum;

Mevlana Hazretlerinin ”Tütün içmek haramdır” fetvasına çok kızan medresede beraber okuduğu bir arkadaşı kendisi de tütün müptelası olduğu için bulunduğu yerden hışımla kalkarak meşekkatli bir yolculuktan sonra Konya’ya vasıl olur.Ancak Tekke’de Mevlanayı (Kuddise Sirruh) bulamaz Mevlana ” bir arkadaşım geliyor benim de biraz işlerim var o gelip yemek yiyip istirahat buyursun gelince görüşelim” diyerek not bırakmıştır.Arkadaşı yemeğini yiyerek Mevlana hazretlerini  beklemek için istirahate çekildiği sırada üzerine ağırlık çöker ve uyuklar,rüyasında görür ki; Mevlana’nın tekkesine Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) teşrif buyurmuşlardır.Büyük bir sevinç içerisinde Efendimizin bulunduğu odaya girdiği zaman bakar ki Efendimizin yanında Mevlana hazretleri yemek yemektedirtedir.Arkadaşını görünce elindeki ekmeği ona gösterir ve şöyle söyler ; ”Molla bak elimdeki yemesi helal olan ekmek, yarısını ısırdım ve yarısını da Peygamber Efendimize (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) takdim edeceğim,eğer sende içtiğin tütün helal diyorsan yarısını içte Peygamberimize ikram et.! edebilirmisin.????” diye sorar.Bu şekilde rüyasından uyanan arkadaşı meseleyi kavrayarak ”arife tarif gerekmez” der ve  geldiği yere doğru başka bir şey sormadan döner.

 

Silsilemizin altın halkalarından olan ve Anadolu’da Şeyh-i Şirani diye şöhret bulmuş olan Şeyh Hacı Mustafa Şirani (Hicri 1254 M; 1839 ; Hicri 1316, Milâdi: 1898–1899) Suşehri’ne gidişi esnasında şehrin yakınında bir köyden geçerken,köylüler yollarına çıkıp köye davet etmişlerdir.Efendi Hazretleri dönmek isteyince,köylüler ”Hiç olmazsa yeni vefat eden hocamızın kabrini ziyaret ederek mezarı başında okuyuverin.” diye ısrarda bulunmuşlardır.Efendi Hazretleri mezara yaklaşınca ”Tütün içen hocanızın kabrinden hala dumanlar yükseliyor.” diyerek kabir ziyaretinden vazgeçmişlerdir.

Hal böyle iken hangi insaf sahibi insan nasıl sigarayı ve onu içmeyi savunabilir.Hatta bazı cahillerin dediği gibi sigara içmek helal diyebilir.?? Cenab-ı Allah Nisa suresinde ;

وَلاَ تَقْتُلُواْ أَنفُسَكُمْ

”Kendi kendinizi öldürmeyin.!” buyurmaktayken,gene Bakara suresi 195’nci ayette ;

وَلاَ تُلْقُواْ بِأَيْدِيكُمْ إِلَى التَّهْلُكَةِ

”Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.” diye mü’minleri uyarırken,insan vucudunda 30 yakın kronik (Kalp krizi,damar tıkanıklığı,kangren,bronşit,amfizen,astım,akciğer ve solunum yollarında tahribat,ülser,prematüre doğum,cildin erken yaşlanması,akciğer kanseri,yemek borusu kanseri,gırtlak kanseri,pankreas kanseri,böbrek kanseri,boğaz kanseri,lösemi vb.) hastalığa yol açtığı bugün modern tıp tarafından kanıtlanan sigarayı,nasıl akıl sahibi bir insan kendi sağlığını,dolayısıyla bedenini ve nefsinin tehlikeye atıp,bu son derece ölümcül,insanı süründüre,süründüre,yavaş,yavaş ölmesine vesile olan bu mereti savunabilir.??

Ülkemizde Tekel fabrikasının neler ürettiği herkesin malumudur.(eğer neler ürettiğini  bilmediğini iddaa edenler varsa kısacık bilgi vereyim;  taze üzüm şarabı çeşitleri,cin,genava,votka,bira,viski,rakı,likör,her türlü sigara v.b.)Sigara içen bir insanın verdiği para nereye gitmektedir? nereler de kullanılmaktadır.Günümüzde günde bir paket sigara içen bir insan, yılda sigaraya ortalama 3 bin 102,5 TL ödüyor.Yılda sigara için harcanan para15 milyar dolardan fazla bu para Sağlık Bakanlığının bütçesinin yaklaşık 4 katı.! Her yıl sizin verdiğiniz bu paralarla buralarda her türlü içki ve sigara üretilmekte dolayısıyla sizde bu günaha dolaylı yoldan bilerek veya bilmeyerek ortak olmaktasınız.Bir insan bunları bildiği halde nasıl hala bile bile sigaraya para verip,bu günaha ortak olabilir.??

 

4.)  Zikir dersi alan müridin yapacağı ikinci şey, her mühim işte yapılması tavsiye edilen ve sünnet olan istihare yapmasıdır.

İstihâre, “hayır” veya “hıyare” aslından gelir. Hayır talep etmek demektir. Daha doğrusu, iki şeyden birine muhtaç olana onların hayırlısını talep etmek manasına gelir. İstihare gaybı Allamül Guyüb olan Cenab-ı Allah’a sormak,ondan hakkımızda hayırlı olan şeyi talep etmek demektir.

Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem bir iş yapmaya karar verenlere istiharede bulunmayı tavsiye etmiştir. Bu muayyen adaba uyarak rüyada o işin hayırlı olup olmayacağı hususunda Allah Teâlâ’dan bir işaret talep etmek ve bu işarete göre hareket etmektir. İstiharede bulunmaya teşvik eden, ehemmiyetini haber veren birçok hadis vardır. Bazıları zayıf ise de başta Buharî olmak üzere pek çok muteber hadis kitaplarında yer alacak sıhhatte olanları da mevcuttur. Bazıları şöyledir:

“Allah Teâlâ’ya istihâre, kişinin saadet vesilelerinden biridir.”

İki cihan serveri Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ;

مَا خَابَ مَنْ اِسْتَخَارَ وَلاَ نَدَمَ مَنْ اِسْتَشَارَ وَلاَ عَالَ مَنْ اِقْتِصَدَ ”İstihare yapan hüsrana uğramaz,istaşare (işlerinde danışan) yapan pişman olmaz,iktisad (Parasını çar-çur etmeyen düzenli kullanan) fakir olmaz,zenginleşir.” buyurmuşlardır.(Ruhul Beyan tefsirinden)

Hazreti Cabir’den (Radiyallahü anhü) rivayet edilen bir Buhari  hadis-i şerifinde  Rasûlüllah (sallallâhü aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyuruyorlar;

لْيَقُلْ  اِذَا هَمَّ اَحَدُكُمْ بِلْاَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ منْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ ثُمَّ

”Sizden biriniz önemli bir işe niyetlendiği zaman farz olmayan (yani nafile namaz) kılsın,namazdan sonra şöyle desin ; (Aşağıdaki istihare duasını okusun.)

اَلَّهُمَّ اِنِّى اَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَاَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ وَاَسْئَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمَ فَاِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ اَقْدِرُ وَتَعْلَمُ وَلاَ اَعْلَمُ وَاَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبُ اَلَّهُمَّ اِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ اَنَّ هَذَا الْاَمْرَ خَيْرٌ لِي فِى دِينِي وَمَعَشِي وَعَاقِبَةِ اَمْرِي اَوْ قَلَ عَاجِلِ اَمْرِي وَاَجِلِهِ فَاقْدُرْهُ لِي وَيَسِّرْهُ لِي ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ وَاِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ اَنَّ هَذَا الْاَمْرَ شَرٌّلِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَا قِبَةِ اَمْرِي اَوْ قَالَ فِى عَاجِلِ اَمْرِي وَاَجِلِهِ فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ

وَقْدُرْلِي الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ اَرْضِنِي بِهِ.(Buhari)

 

Zikir dersi almak isteyen bir mürid yatmadan evvel iki rekat istihare namazı kılar,namazın akabinde arapça okuyabilirse yukarıda ki , Efendimizden rivayet edilen istihare duasını okur,eğer bilmiyorsa ”Ya Rabbi zikir dersi almak istiyorum,hakkımda hayırlı mı değilmi göster” diyerek dünya kelamı konuşmadan yatar.Gece görmüş olduğu rüyaya göre hayırlı olup olmadığı anlaşılır.Mesela güzel yerler,yeşillikler ,cami,ferahlık veren şeyler,yeşil,beyaz gibi renkler görmesi hakkında hayırlı olduğuna işarettir,bunun tersi ise sıkıntılı rüyalar veya kırmızı,siyah gibi renkleri görmesi hakkında hayırlı olmadığına nasibini başka yerlerde aramasına delalet ettiği anlaşılır.İstiharesinde görmüş olduğu rüyayı bu hususta görevli olanlara anlatır.İstiharesinde bir şey göremezse dahi zikir dersine başlayabilir.(İstihare namazı hakkında daha ayrıntılı bilgi istiyenler dua kitablarına bakabilirler.)

Yazı : Bilal GEZMİŞ




"Bu sayfa 1.202 kere görüntülendi."

Bir Cevap Yazın