Tevazu sahibi olmak

Şimdiye kadar yazdıklarımızın en önemlisi budur. Bir adam ibadet mi ediyor, tevazu lazım. Allah (CC) katında derecesinin yükselmesini mi istiyor, tevazu yolunu tutması gerek. Halk arasında sevilmek, manevî makamının büyümesini temenni etmek için tevazu sahibi olmak icap eder.

Dünya ve ahiret işlerinin yoluna girmesi için tevazu yolunun tutulması esastır. Çünkü tevazu huyların temelidir; güzel huyların kaynağıdır. Tevazu sahibi olmayan hiçbir isteğine esmez. Kul bununla yaralı kimselerle bağdaşabilir. Ve bununla Allah (CC) rızasına kavuşması mümkün olur. İman sahibinin açıkta, gizlide tevazu sahibi olması takva derecesinin onda gelişmiş olmasına işarettir.

Tevazu esas manası ile insanın her gördüğü şeyi kendinden üstün olduğu veya olacağı inancına sahip olmalıdır. Her gördüğü kimse için:

– “Belki bu benden daha üstündür. Allah (CC) tarafından benden daha fazla sevilmiştir…”

Demeli ve bu kanaati benliğine sindirmelidir. Kendinden küçüğü gördüğünde:

– “Küçüktür, henüz Yaradana karşı gelmemiştir. Halbuki ben Allah’a (CC) isyan ettim, karşı geldim; bu benden havırlıdır.”

Demeli… Büyük için de şöyle demeli:

Bir bilgini görürse;

– “Bu bilgindir, benim bilmediğimi biliyor. Bana verilmeyen ona verilmiştir. Onun bildiğini ben bilmiyorum, o bildiğiyle amel ediyor; bense cahilim, yapamıyorum.”

Demeli… Cahil bir kimseyi gördüğü zaman da:

– “O bilmeyerek günah işliyor, ben bilerek yapıyorum; öldüğümüz zaman bilinir.”

Şeklinde demelidir. Bir kafirle karşılaştığı zaman da şöyle demeli:

– “Belki dine gelir, imanlı olur. Belki beri günahlarım yüzünden imansız gidebilirim. Sonumuzun ne olacağı bilinmez…”

– “İşte en büyük iş bu hali almaktır. İnsanın faydalanacağı ilk ve son iş, tevazudur. Kul bu hali ruhunda duyduğu ve tevazu derecesine çıktığı zaman Allah (CC) için nasihat izni alır. Herkese nasihat vermeye koyulur. Dünya ve ahiret işlerine dair bütün üzüntüleri gider. Artık Allah’ın (CC) sevmiş olduğu insanlardan sayılır. Şeytanın da en büyük düşmanı sayılır. Rahmet kapısına varmış sayılır artık.”

Son olarak birkaç söz daha söylemek gerekecek ki bu da kibir üzerine olacak. Bilindiği gibi tevazu kibrin zıttıdır. Kibirli olanda tevazu olmaz. Bu yüzden kibirli olmak iman sahibine yaramaz. İnsan bu yolun tam gerçekleşmesini istiyorsa kibir ve kendini beğenme yolunu bırakması yerinde olur. Eğer kulluk vazifesini bir yeşeren ağaca benzetirsek onun yetişmesi için kibir bırakılmalıdır. Kendini büyük bilip beğenmeyi bırakmak her iman sahibine düşen tam bir vazifedir.

İşte… bu sevimsiz hallerin ortadan kalkması için tevazu yolu seçilmelidir. Tevazu zahidlerin en büyük şerefidir. Hak yoluna girenlerin işaretidir.

Yukarıdan beri anlattığımıza şunları da eklemeyi yerinde buluyoruz: İnsan elbette ki bu kadar şeref sahibi olunca bir makama çıkarılır. İşte o zaman insanı bilmeyerek yıkacak olan şey dedikodudur. Bu tamamen icapsız ve yersiz iştir. Bilhassa cemaat önünde yersiz dedikodu yapmak zararlıdır. Allah (CC) saklasın bu durumda olan insan isterse manen en büyük dereceye yükselsin yıkılması bir an işidir.

Bunları yapmak öyle sanıldığı kadar kolay değildir. Allah (CC) fazlını, ihsanını üzerimizden eksik etmesin.

Allah (CC) cümlemizi bu iyi işleri yapmaya muvaffak buyursun. Allah (CC) cümlemizi sözü özü bir olanlardan eylesin. Ömrümüzün son deminde imanla götürecek her türlü yararlı işi yapmamız için bize yardımcı olsun. Nefsimizin ve şeytanın şerrinden hepimizi korusun.

AMİN…

Kaynak: Fütuhu’l Gayb  Gavs’ül Azam Seyyid Abdülkadir Geylani k.s




"Bu sayfa 73 kere görüntülendi."

Bir Cevap Yazın