Şah-ı Nakşibend (k.s) Kerametlerinden

Bir alim sufi şunları anlatmıştı:

-Şahı Nakşibend hazretlerinin bazı müridleriyle Irak’a gitmek üzere yola koyulmuştuk.Semnan şehrine uğradık. Buradaki Hace hazretlerinin müridlerinden Seyyid Mahmud adında bir velinin yaşadığını öğrendik. Onu ziyaret etmek istedik. Sohbet sırasında bir ara Seyyid Mahmud’a Hace hazretlerine bağlanma sebebini sorduğumuzda şunları anlattı:

-Bir gece, rüyamda gayet hoş bir mekandayım… Karşımda Peygamber Efendimiz (s.a.v) olduğunu zannettiğim yüce bir şahsiyet vardı. Yine o mecliste çok nurlu biri daha vardı. Hz. Peygamber (s.a.v) ve o nurani zat ile tarifi imkansız sevgi ve aşk hali içinde konuştum. Resulullah’a (s.a.v) hitaben ançak şunu ifade edebildim.

– Ben sizin mübarek sohbetinizle şereflenemedim. Zamanınızın bereketine ulaşma saadetine eremedim. Bana ne yapmamı emir buyurursunuz?

Peygamber Efendimiz (s.a.v) bana şunu söyledi:

– Eğer sen, benim sohbet ve bereketime ulaşmak istiyorsan bu zata bağlan.

Şah-ı Nakşibend hazretlerinin adını bizzat zikretti. Ancak o zamana kadar ben, Hace hazretlerini hiç görmemiştim. Uyandıktan sonra Hace hazretlerinin ismini ve rüyamda görmüş olduğum kadarıyla mübarek simasını evimdeki kitaplardan birinin arkasına kaydettim. Rüyanın üzerinden yedi yıl geçti.

Bir gün bir tanıdığımın iş yerinde oturuyordum. Derken nurani bir şahıs gelip, dükkana girdi. Alnında celal ve heybet izleri vardı. Bu kimsenin yüzüne bakınca hemen o rüyamı ve daha sonra da kitabıma kaydetmiş olduğum o simayı hatırladım. Hace hazretlerine durumu anlatıp, kendisini evime davet ettim. Çok mütevazi bir kimseydi, davetimi kabul etme lutfunda bulundu.

Bu nur yüzlü zat önde , ben de arkasında yürüyerek eve girdik. Daha önceden evimi görmüş yahut evine gelmiş değildi. Doğruca çalışma odama girdi, odada üzerine bazı kitaplarımı koyduğum , rafa benzer bir çıkıntı vardı. O odaya girince, mübarek ellerini rafın üzerindeki kitaplardan birine uzattı, aldığı kitabı bana uzatarak şunu söyledi ;

-Bak bakalım, bu kitabın arkasına , o yazıyı ne zaman yazmışsın?

Yazmış olduğum o yazının tarihine baktım. Tam yedi yıl önceki tarihti. Onun beni çok önceden tanıdığına inanmıştım. Şah-ı Nakşibend hazretlerinin dervişleri arasına katıldım. O günden sonra Hace hazretleri, lütfedip beni yakın çevresine aldı. Allah’a kullukta bulunmanın huzuruna ulaştım.

Kaynak : Ehl-i Beyt İmamları Kitabından Sayfa 105,106,107

Yazar : Siraceddin Önlüer




"Bu sayfa 625 kere görüntülendi."

Bir Cevap Yazın