İntihardan Önce Bırakılan Son Not:

Avrupa’da seyahat ederken, Almanya’nın teknoloji ve yapısal gelişmişliğine bakarak şunları söylemiştim kendi kendime: “ Ey Avrupa, fen, sanat, bilim ve teknolojide ileri olmak iyidir. İnsanlarının her ihtiyacını düşünüyorsun. Ancak en şiddetli ihtiyaç olan “sonsuz yaşam” ihtiyacını karşılayamadıktan sonra, bu insanlara hak bir dinin tesellisini vermediğin sürece, onları yalancı bir cennete koymuşsun ne fayda?”

Birkaç saat sonra idam edilmeyi bekleyen bir mahkum, önüne gelen sofranın keyfini nasıl çıkarsın? Kaldı ki, bu insanlar dünyada mutlu olamıyor. İntihar oranları her geçen gün artıyor. Bir insan kendi hayatına neden kıyar? Niçin intihar etmeyi tercih eder? Halk arasında çokça söylenen bir söz vardır “Can tadlıdır” diye. Neden bir insan en tatlı nimetinden vazgeçmek ister, bunu hiç düşündünüz mü?

Şöyle bir intihar oranlarına baktım ve akıl almaz rakamlarla karşılaştım. Sonra durdum ve düşündüm. İnsanlık adeta cehenneme girmek için birbirileriyle yarışıyor. Bu yazıyı okurken şu anda bile dünyanın dört bir yanında hayatına kendi elleriyle son veren birçok insan olacak. Evet, şu saniyede uçurumun kenarına yanaşan on saniye sonra dünyadan ayrılacaklar var.

Ama biz insanlığın içinde bulunduğu bu hastalıktan haberimiz dahi olmadan her zamanki gibi yatağımıza uzanıp yorganımıza sarılarak uyuyacağız. 

Biz uyurken onlar dünyada uyanmamak üzere uyuyacak, biz sabah güneşinin tatlı simasına bakarak uyanırken onlar azap meleklerinin korkunç görüntülerine bakarak gözlerini açacak belki de. Biz dünkü pişmanlıklarımızı bugün telafi edebilirken, onlar faydasız pişmanlıklarına hapsedilmiş bir şekilde azap üstüne azap çekecek.

En çok intihar eden nufüsa sahip ülke Litvanya’dır. Bu ülke ekonomik olarak büyük problemler yaşamamasına rağmen, sadece on sene içerisinde ikiye katlanan intihar oranlarının önüne bir türlü geçememiştir. Ülke önü kesilemeyen bu intiharlara karşı çözüm üretemeyerek vatandaşlarının gözünün önünden kaybolmasına çaresiz şahit oluyor ve psikolojik yardım vermelerine rağmen bunalıma girmiş insanlara tesir edemiyordur.

En çok intihar eden nüfusa sahip ikinci ülke ise Güney Kore’dir. Bu ülke de kişi başına düşen yıllık gelir 23.749 dolardır. Ekonomik olarak gayet iyi olmasına rağmen e çok intihar eden ikinci ülke olarak zirveyi görmüş ve her geçen gün daha da artış gösterilmiştir.

Bir diğer ülke de Letonya’dır. Letonya ekonomik olarak güçlü fakat ruhsal olarak güçsüz ülkelerden biridir. 

Haa bir de Japonya’yı unutmamak lazım. Hani şu teknolojik olarak ileri olan ülke. Japonya’da da ciddi intihar sirkülasyonu olduğu için listenin en başlarında yer almaktadır. Üstelik kişi başına düşen yıllık gelir 45.774 dolardır. 

Bunlar gibi birçok ülke vardır. Hepsini yazmaya kalksak ayrı bir kitap haline getirmemiz gerekecek. Şimdi biraz da tanınmış isimlerin intihar etmeden önce yazdıkları notları ve mektupları inceleyelim.

İlk olarak ünlü rock müzik yıldızı Kurt Cobain’in yazdığı uzunca mektubun bir kısmını elle alalım. Yakışıklı, albümleri kapış kapış satılan, milyonların tanıdığı, bitiremeyecek kadar paraya sahip bir adam… bakalım intihar etmeden önce duygularını nasıl dile getirmiş.

“Mesela sahne arkasındayken ve ışıklar sönüp kalabalığın çılgın tezahüratı karşısında, beni hayran olduğum ve kıskandığım Freddy Mercury’e olduğu gibi etkilemedi. Gerçek şu ki sizi aptal yerine koyamam. Hiçbirinizi… Bu basitçe ne sizin ne de benim için adil değil. Aklıma gelen en kötü suç, insanlara karşı sahtekarlık yapıp yüzde yüz eğleniyormuşum gibi görünerek dolap çevirmek. Bazen sahneye çıkmadan önce saati yumruklamak, zamanı durdurmak geçiyor içimden. Kulisteyken, ışıklar söndüğünde duyduğum çığlıklar da etkilemiyor beni.

Benim ve bizim birçok insanı etkilediğimiz ve eğlendirdiğimiz gerçeğine saygı duyuyorum. Elden kaybolduktan sonra kıymet veren biri, o narsistlerden biri olur. Ben çok hassasım. Bir zamanlar bir çocukken sahip olduğum hevesi yeniden kazanmak için biraz uyuşmaya ihtiyacım var. Son üç turumuzda şahsen tanıdıklarıma ve müziğimizin hayranı olan tüm insanlara daha çok değer verdim, ama hala herkes için beslediğim asabiyet, suçluluk ve anlayışı aşamadım.

İhtiras ve anlayış yemini eden cazibeli bir karım var ve bana eski halimi çok fazla hatırlatan bir kızım. Sevgi ve neşe dolu, her gördüğü insanı öpüyor, çünkü herkes çok iyidir ve ona kimse zarar vermez! Frances’in üzgün, kendine zarar veren, ölü bir rockçı olduğumu düşünecek olmasına dayanamıyorum. İyi yapıyorum, çok iyi, ve minnettarım, ama yedi yaşından beri insanlara karşı genel bir nefret duydum… Sırf insanlara iyi geçinmek ve anlayış sahibi olmak çok kolay görünüyor diye.

Anlayış! Sanırım sadece insanları çok sevdiğim ve onlara çok üzüldüğüm için. Geçen yıllar boyunca mektuplarınız ve ilginiz için alevler içindeki mide ağrısı cehenneminden hepinize teşekkür ediyorum. Ben çok kararsızım, ümitsizim! Artık eski tutkum yok ve şunu hatırla, sönüp gitmektense yanmak daha iyidir.”

1937 yılında açıldığından itibaren tam bin üç yüz kişinin üzerinden atlayarak yaşamına son verdiği San Francisco’daki Golden Gate Köprüsü’ndeki intiharlardan en çarpıcısı 1954 yılında gerçekleşti. 49 yaşındaki John Thomas Doyle’un, köprüden atlayıp yaşamına son verdikten sonra bulunan intihar notunda aynen şu cümleler yazıyordu: 

“Çektiğim diş ağrısını saymazsak aslında hiçbir nedeni yok”

Norveçli black metal grubu Mayhem’in solisti Per Ohlin, bilekleri ve boğazı kesilmiş, silahla kendini vurmuş bir halde ölü bulundu.  Geride bıraktığı intihar notunda ise, hayranlarına ölmeden önceki son anlarında neler yaptığını anlatmış ve gerçekten ölmek istediği konusunda herkesi ikna etmeye çalışan ifadelere yer vermiştir. “Önce bileklerimi ve boğazımı kesim. Ardından öldüğümden emin olmak için kendimi vurdum” diyen Ohlin notunda ortalıktaki kan içinse özür diliyordu.

Daha bunlar gibi ünü ya da ünsüz bir çok insan kendisini ölüme terk ediyor. Ardında not bırakanlar olduğu gibi bir de not bırakmayanlar da var…

Şimdi şurada bir soru gelesi lazım. Bir insan bu kadar popüler olmasına rağmen, halkın takdirini kazanmasına ve alkışlarını toplamasına rağmen, aynı zaman da maddi olanakları yüksek gelire ulaşmasına rağmen neden intiharı tercih eder? Neden kendi canına kıyar? Bunun tek bir cevabı var…

“Kalpler ancak! Allah’ı anmakla mutmain olur. (Ra’d Suresi, 28)”

Evet, dünya senin olsa, hatta kainat senin olsa mutlu olamazsın. Seni bir tek şey mutlu edebilir o da mutluluğu yaratan Rabbim. O’nu anmakla ruhsal darlıktan kurtulabilir, O’nu anmakla ölmüş olan kainatı, aleminde canlandırabilirsin. Çünkü kalbin sonsuza müştak… Sonsuz olan sevgi gücünü, sonsuz olan Allah’a verirsen tatmin olabilirsin ancak. Onun haricinde her şey sana acı verir, her varlık ızdırabın olur.

Eğer dünyevi lezzetlere dahi Allah’ın sana verdiği bir ikram nazarıyla bakmazsan, o lezzet zamanla ülfet peyda olur. Yani lezzetler alışkanlık yapar ve artık zamanla lezzet vermez. En leziz kebabı her gün yersen zamanla kabak tadı verir.

İşte aynen öyle de dünyadaki şan, şöhret, son model arabalar ve telefonlar artık zamanla tat vermemeye başlıyor. Tat vermeyince fani lezzetlerden yüz çevirip Allah’a dönmek yerine her şeyden bıkarak canlarına kıyıyorlar. Allah’tan gayrı her şeye muhabbetlerini sarf ettiğinden dolayı da aksi maksadıyla tokat yiyorlar. Senin fiziki ihtiyacını karşılayan Allah, elbette ruhi ihtiyaçlarını da karşılayacaktır. Ruhumuzun ihtiyaçları da onu fark etmek ve tanımaktır. Fakat ruhunu gıdasız bırakırsan, ruh açlığından dolayı sıkışmaya başlar ve seni bunalıma kadar götürür. 

Bazen lezzetlerin lezzet vermemesinden değil, hayatta çektiği sıkındılar ve stres yüzünden de intihar edenleri görürüz. Düşünsenize duvarlar üstünüze üstünüze geliyor, acılar ve dertlerden gelen darbelerden dalayı yere yığılan bir boksör misali iki seksen uzanıp kalıyorsunuz.

Eğer sırf acılar ve sıkıntılarsa intihara sebep, o halde başta peygamberler olmak üzere onların arkasından giden evliyaların intihar etmesi gerekirdi. Çünkü insanlığın en büyük sıkıntılarını çeken başta peygamberler olmak üzere onun yolunu takip eden evliyalar olmuştur.

Demek ki kalpte iman olmayınca ya da güçlü bir imanı elde edemeyince bu gibi sorunlar meydana geliyor ve sorunlar karşısında altından kalkamayarak ezilmeye başlıyorsun.

Başına musibetler yığılmadan kendini o dayanaklığa çıkaran insanlar için intihar söz konusu bile değildir. Mutluluk, şah damarımızdan daha yakın, seccademiz kadar uzaklıktadır…

 

Kaynak : Cennete Gidemezsek Yandık sayfa 303-309




"Bu sayfa 8 kere görüntülendi."

Bir Cevap Yazın