Ezan Yasağı

“Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeli

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli”

Memleketim Çorum Alaca’da Yandım hoca adıyla anılan müezzin şehrimizin en yaşlı ve kıdemli müezziniydi. Alaca Eski Camide görevliydi. Babama “Bu hocaya neden yandım hoca diyorlar.” Diye sorduğumda; “Allah aşkıyla çok ağlar da onun için” demişti…

Ülkemizde ocak 1932’den haziran 1950 yılına kadar ezanın türkçe okunmasına dair bir yasa çıktı. Bu yasaya göre Arapça ezan okuyan 3 aya kadar hapis, 10 liradan 200 liraya kadar para cezası veriliyordu… bu yasaklama 18 yıl sürdü…

Bu yasaklı günlerde halk o kadar bezmişti ki gece uyumayan çocuklarına bile “sus, sana türkçe ezan okurum sonra haa!..” Diyenler bile oluyormuş.

Yandım hoca, bu yasaklı günlerde bir kadir gecesi sabaha kadar ibadet etmiş, o gecenin manevi sarhoşluğuyla minareye çıkıp Arapça ezan okumuş. Polisler sabah alıp götürmüşler…

Adnan Menderes’in başbakanlığı döneminde 1950 yılında “Ezan Arapça aslıyla okunabilir.” Diye bir yasa çıkınca bütün Türkiye’de büyük bir sevinç yaşamıştır…

Yandım hoca da o gün minareye çıkıp ikindi ezanını 7 kere okumuştur. Ertesi gün gazete haberlerinde Bursa’da bir hocanın da 7 kere ikindi ezanını okuduğunu yazıyordu.

Ezan serbestliğiyle ilgili yasa çıkınca her şehir kendine bir Habeşli Bilal arayıp buluyordu, 18 yıllık özlem ancak böyle giderilebilirdi. Herkesin kendine göre bir ahdi, bir adağı vardı…

Konya’da sesi güzel olan Kağnıcı Hafız’ı bulup getirmişler, Kapı Cami minaresine çık ezan oku demişler. Aşağıda halk hüngür hüngür ağlıyor, “Ülen bir daha oku!” Diye bağırmışlar, ezanı 3 kere okutmuşlar.

Çorum’dan Ahmet Lütfi Kazancı anlatıyor: Ulu Cami önündeki kapı önünde ak saçlı, aksakallı bir ihtiyar, müezzinin önünü kesiyor. “Kurban olayım sana şu ezanı ben okuyayım, adağım vardır, ezan yasağı kalkarsa, ilk cumanın ezanını ben okuyacağım. demiştim, beni bundan mahrum etme!” diye yalvarır… yaşlı adamı kırmazlar, ezanı okuturlar. Cami içinde binlerce kişi gözyaşını tutamaz…

Bursa’dan imam Bayram Saçan anlatıyor : Öylesine bir hava vardı ki sanki islamiyet kaybolmuş, yeniden dirilmiş gibiydi… Herkes ağlıyor, sevinç göz yaşları döküyordu…

Türk milletinin Arapça ezana kavuşması, sanki Bilali Habeşi’nin Medinelilere ezan okuyup yaşattığı manevi bayramı sanki millet tekrar yaşıyordu…

Trabzon’dan Kutuz Hoca anlatıyor: Yeni karardan haber olmadığı için ezanı türkçe okumaya başladım… baktım cami önü dolu, haberi duyan gelmiş, bana “Okuma!… Okuma!… Arapça oku!…” diye bağırdılar. Önce anlamadım, sonra şaka yapıyorlar sandım, saha sonra Arapça okumaya başladım, sesimi duyan kadın erkek koşarak camiye deliyorlar, birbirine sarılıp tebrik ediyorlardı…

Bazı subayların anlattıkalarına göre askeri kışlalarda helva kavurarak ezan kutlaması yapılmıştır. 

Kaynak : Camide Kaval Çalan Hoca 120-121




"Bu sayfa 65 kere görüntülendi."

Bir Cevap Yazın